NEW YORK TİMES'IN SIZDIRILAN NOTU BUZDAĞININ YALNIZCA GÖRÜNEN KISMI MI?

System.Web.UI.WebControls.Label / NEW YORK TİMES'IN SIZDIRILAN NOTU BUZDAĞININ YALNIZCA GÖRÜNEN KISMI MI?  / NEW YORK TİMES'IN SIZDIRILAN NOTU BUZDAĞININ YALNIZCA GÖRÜNEN KISMI MI?  / hamaset.com.tr

29 Nisan 2024 Pazartesi

150 Görüntüleme

DÜNYA
Hazırlayan:Haber Merkezi |

Geçtiğimiz hafta The Intercept tarafından ele geçirilen sızdırılmış bir New York Times notu ise, gazetenin Gazze savaşıyla ilgili haberlerinde "soykırım", "etnik temizlik" ve "işgal altındaki topraklar" gibi terimleri kullanmaktan kaçınmaları için muhabirlerine talimat verdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca sızdırılan Times notunda, muhabirlere İsrail'in Filistinlilere karşı uyguladığı şiddeti anlatırken "katliam" ve "kıyım" gibi kelimeleri kullanmaktan kaçınmaları talimatı veriliyor.

NEW YORK TİMES

Yazar: Mohamad Elmasry

Çeviri: Muhammet Hulusi Cengiz

Medya akademisyenlerinin uzun süredir dile getirdiği gibi, ABD'li bu yayın organının uzun süredir devam eden İsrail yanlısı önyargısı, artık Orta Doğu'daki kayıt gazetesi statüsüne meydan okuma zamanının geldiğini gösteriyor. Barbie Zelizer gibi gazetecilik uzmanları 20 yılı aşkın bir süre önce, New York Times'ın İsrail yanlısı tutumunu eleştirerek, gazetenin "Orta Doğu'daki kayıt gazetesi statüsüne" meydan okumaya çağırdılar.

Geçtiğimiz hafta The Intercept tarafından ele geçirilen sızdırılmış bir New York Times notu ise, gazetenin Gazze savaşıyla ilgili haberlerinde "soykırım", "etnik temizlik" ve "işgal altındaki topraklar" gibi terimleri kullanmaktan kaçınmaları için muhabirlerine talimat verdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca sızdırılan Times notunda, muhabirlere İsrail'in Filistinlilere karşı uyguladığı şiddeti anlatırken "katliam" ve "kıyım" gibi kelimeleri kullanmaktan kaçınmaları talimatı veriliyor.

Bu, gerçekten ciddi bir gazetecilik hatasıdır. İsrailli liderlerin etnik temizliği açık bir hedef haline getirdiği, soykırım niyetini ilan ettiği ve uzun süredir Filistin topraklarını yasadışı olarak işgal ettiği gerçeği göz önüne alındığında, Times'ın İsrail yanlısı ve Filistin karşıtı önyargısının boyutunu tam olarak yansıtmıyor.

Aralık ayında The Times, İsrail'e saldıran Filistinli erkeklerin sistemli tecavüz programını ortaya çıkardığını iddia etmişti. Ancak bu iddia zamanla tamamen çürütüldü ve gazete, planlanan ilgili bir podcast'i iptal etmek zorunda kaldı.Times, kendi gazetecilerini İsrail kaynaklarını manipüle ettikleri ve yalan İsrail propagandasına dayanan bir rapor hazırladıkları iddiasıyla soruşturmaya odaklanmak yerine, hangi çalışanlarının tecavüz soruşturması hakkında bilgi sızdırdığını bulmaya odaklandı.

Ancak tüm bunlar bile buzdağının sadece görünen kısmı. İsrail-Filistin çatışmasının Batı medyasında yer almasına ilişkin önemli bir akademik literatür mevcut olup, bu literatürdeki ampirik veriler genellikle Batı haberciliğine yönelik eleştiriler içermektedir. Ancak hiçbir yayın organı, New York Times kadar incelenmemiş ya da verilerde daha kötü görünmemiştir. Richard Falk ve Howard Friel gibi Amerikalı uluslararası insancıl hukuk uzmanları da 2007'de The Times'ın İsrail-Filistin çatışmasını nasıl "yanlış aktardığı" üzerine bir kitap yazarak bu konuya dikkat çekmişlerdir.

Aynı gün içinde hem bir İsrailli hem de bir Filistinli öldürüldüğünde, genellikle önce İsraillinin ölümünden bahsedilir ve makalenin odak noktası İsrailliye daha fazla odaklanır. Araştırmacılar, gazetenin İsrailli kaynaklara sürekli olarak ayrıcalık tanıdığını, İsrailli insan hakları ihlallerini görmezden geldiğini ve uluslararası hukuk ihlallerine ilişkin haberlerinde çifte standart uyguladığını gösteren çok sayıda veri sundu. Ayrıca Times'ın "Filistinli Arapların ölüm ve yaralanmalarını eksik bildirdiğini" ancak "İsraillileri öldüren Filistinlilerle ilgili haberleri düzenli ve belirgin bir şekilde yayınladığını" iddia ettiler.

2009 yılında Journal of Middle East Media'da yayınlanan bir çalışma hem The Times hem de The Chicago Tribune gazetelerini inceleyerek Falk ve Friel'in sonuçlarına benzer sonuçlar ortaya koydu.

Örneğin, nicel içerik analizi kullanılan bu çalışma, zulüm terimlerini inceledi. The Intercept'in haberine göre bu terimler arasında "katliam", "kıyım", "kasaplık" ve "vahşet" gibi The Times'ın son zamanlarda kaçınmaya çalıştığı türden kelimeler yer alıyor.Filistinlilerin İsraillileri öldürdüğüne dair haberlerin yüzde 34'ünde, ancak İsraillilerin Filistinlileri öldürdüğüne dair haberlerin sadece yüzde sekizinde zalimlik terimlerinin kullanıldığı tespit edildi. Bu çalışma ayrıca, İsraillilerin şiddet içeren ölümlerinin yüzde 60 oranında gazetelerin ön sayfalarında yer aldığını, Filistinlilerin şiddet içeren ölümlerinin ise sadece yüzde 29 oranında yer aldığını ortaya koydu.

Ayrıca ve daha da önemlisi, İsrailliler Filistinlileri öldürdüğünde, haberlerin yüzde 40'ı öldürme veya ölümü gizlemiş, haberin altıncı paragrafına veya daha sonrasına kadar bundan bahsetmemiştir. Buna karşılık, Filistinlilerin İsraillileri öldürdüğü vakaları haberleştiren makalelerin yüzde 91'i öldürme veya ölümden makalenin ilk beş paragrafı içinde bahsetmiştir. Sonuç olarak, aynı gün hem bir İsrailli hem de bir Filistinli öldürüldüğünde, genellikle önce İsrailli'nin ölümünden bahsedilir ve makalenin odak noktası daha çok İsrailliye yöneliktir.

Ancak bu iki çalışma, The Times'ın İsrail-Filistin haberlerine ilişkin araştırmaların yalnızca küçük bir bölümünü temsil ediyor. Holly Jackson, 2023'te The Times'ın İsrail'in pozisyonlarını ayrıcalıklı kılmak için belirli bir dil, ton ve çerçeveleme kullandığını göstermek için büyük veri kullandı. Jackson, İsrail-Filistin konusundaki 33.000'den fazla New York Times makalesini niceliksel olarak analiz etmek için dil işleme yazılımı kullandı.

Çalışma, İsrail'in çok daha fazla şiddet uygulamasına rağmen, Times'ın Filistinlileri tanımlarken İsraillilere kıyasla sürekli olarak çok daha fazla şiddet dili kullandığını tespit etti. Ayrıca, Jackson'ın çalışması New York Times'ın İsrailliler için aktif, Filistinliler için ise pasif bir dil kullanma olasılığının çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Jackson'ın duygu analizi, gazetenin tonunun, genellikle "olumsuz bir önyargı" ile haberleştirilen Filistinlilere kıyasla İsrail'e çok daha olumlu olduğunu gösterdi. Ayrıca, Jackson Filistin karşıtı ve İsrail yanlısı önyargıların zaman içinde arttığını tespit etti.

Bununla birlikte, Falk ve Friel'in çalışması ve Matt Viser, Mohammed Mosheer Amer ve Zelizer'in araştırmaları da The Times'ın Filistinli kaynaklardan çok daha fazla İsrailli kaynak kullandığını göstermektedir. Bu durum, gazetenin açık bir şekilde İsrail yanlısı olduğunu göstermektedir.

ABD'li akademisyenler John Noakes ve Karin Wilkins tarafından 2002 yılında yapılan bir araştırma, The Times'ın 1984-1998 yılları arasında İsrailli yetkilileri Filistinli yetkililere kıyasla neredeyse iki kat daha sık kaynak olarak kullandığını ortaya koymuştur. Diğer çalışmalar da benzer sonuçlara ulaşmıştır.

The New York Times, bazı İsrailli yayın organlarından daha İsrail yanlısı bir duruş sergilemektedir. Kaynak bulguları, özellikle de medya araştırmalarının haberlerin çerçevesini ya da eğimini belirleyebildiğini göstermesi açısından önemlidir. Bu bulgular aynı zamanda Amerikalı yetkililere fazlasıyla bel bağlayan ABD gazeteciliği bağlamında da önem taşımaktadır.

Amerikalı yetkililer zaten genel olarak yeterince İsrail yanlısıdır. Dolayısıyla Amerikan gazeteleri Filistinli kaynaklara kıyasla İsrailli kaynaklara daha fazla bel bağladığında, ortaya çıkan etki ikiye katlanmaktadır: Amerikan ve İsrail kaynaklarının toplamı, haberlerde atıfta bulunulan görece az sayıdaki Filistinli kaynaktan çok daha fazladır. Bu temel ampirik gerçeklik, The Times'ın devam eden İsrail yanlısı önyargısının büyük kısmını açıklamaktadır.

Peki, diğer yayın organlarıyla karşılaştırıldığında The New York Times ne kadar İsrail yanlısı?

Bazı kanıtlar gazetenin ABD'deki diğer İsrail yanlısı gazetelerden daha İsrail yanlısı olduğunu göstermektedir. Zelizer'in 2002 tarihli çalışması, Times'ın Chicago Tribune ve Washington Post'tan daha açık bir şekilde İsrail yanlısı olduğunu göstermiştir.Dahası, Times'ın bazı İsrail yayın organlarından daha fazla İsrail yanlısı olduğu görülmektedir.

Viser tarafından 2003 yılında yapılan bir araştırma, Times'ın üç dönemde İsrail gazetesi Haaretz'den daha İsrail yanlısı olduğunu göstermiştir: Birinci İntifada (1987-1988); İkinci İntifada (2000 - 2001); ve 11 Eylül saldırıları sonrası (2001 - 2002). Viser, diğer bulguların yanı sıra, özellikle The Times'ın Filistinli ölümlerini kişiselleştirmeye ve büyük ölçüde İsrailli kaynaklara dayanmaya daha yatkın olduğunu tespit etmiştir.

Susan Dente Ross tarafından 2003 yılında yapılan bir çalışma ve Amer tarafından 2009 yılında yapılan bir çalışma gibi bazı analizler yalnızca New York Times'ın editoryal yazılarına odaklanmıştır. Bu çalışmalar, bazı açılardan daha vahim sonuçlar ortaya koymuştur.

Kaynak kullanımı, haber üretimindeki diğer yapısal kısıtlamalar gibi otomatik olarak önyargı üretebilir ve iyi niyetli Times gazetecileri istemeden ve farkında bile olmadan İsrail yanlısı önyargı üretmiş olabilir. Ancak Times'ın İsrail-Filistin konusundaki editoryal politikalarında daha fazlası olabilir.

Gazze Savaşı: İsrail neden halkla ilişkiler savaşını kaybediyor?

Son sızan bilgi notu endişe verici, ancak daha büyük sorular da mevcut. Örneğin, New York Times neden aniden, artık çürütülmüş olan meşhur tecavüz soruşturmasının yazarlarından biri olan Anat Schwartz'ı işe aldı ve hemen ardından onu kritik, patlayıcı bir soruşturmaya atadı? Mondoweiss'in haberine göre Schwartz İsrailli, daha önce hiç muhabir olarak çalışmamış ve aralarında "Gazze'yi mezbahaya çevirmek" ve Filistinlileri "insan hayvanlar" olarak nitelendiren bir başka paylaşım da olmak üzere Filistinlileri aşağılayan sosyal medya paylaşımlarını "beğenme" geçmişine sahip. Yine de Ekim ayında işe alındı ve hemen büyük bir soruşturmaya atandı.

Diğer pek çok araştırma New York Times'ın diğer iç ve dış politika konularına ilişkin haberlerinde ciddi sorunlar olduğunu gösterirken, gazete en kötü performansını İsrail-Filistin haberlerine saklıyor. Belki de hepimiz Profesör Zelizer'in 2002 yılında New York Times'a meydan okuma çağrısını dikkate almalıydık. Bu makalede ifade edilen görüşler yazarın kişisel görüşleridir ve Middle East Eye'ın editoryal politikasını yansıtmak zorunda değildir.

Mohamad Elmasry: Doha Lisansüstü Çalışmalar Enstitüsü'nde Medya Çalışmaları profesörüdür.

Tercüme Kaynak: www.middleeasteye.net

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Makalede ifade edilen görüşlerin sorumluluğu yazara aittir, söz konusu yazı ve görüşler Hamaset'in editoryal politikasını yansıtmayabilir.



DİĞER YAZILAR


Haritalar ile belirlenen sınırların ötesinde

2022 © Tüm hakları saklıdır.