İSRAİL'İN ONAYI OLSA DA OLMASA DA BİR FİLİSTİN DEVLETİ VAR OLACAKTIR

System.Web.UI.WebControls.Label / İSRAİL'İN ONAYI OLSA DA OLMASA DA BİR FİLİSTİN DEVLETİ VAR OLACAKTIR  / İSRAİL'İN ONAYI OLSA DA OLMASA DA BİR FİLİSTİN DEVLETİ VAR OLACAKTIR  / hamaset.com.tr

1 Ocak 1900 Pazartesi

28 Görüntüleme

MERCEK
Çeviren:Haber Merkezi |

İsrail'in onayı olmadan bir Filistin devleti ne anlama gelir? Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve diğerleri bir Filistin devletini tanımayı kabul edecekler. Bu kadar basit.

İSRAİL

Yazar: Ronit Levin-Schnor

Çeviri: M. Hulusi Cengiz

 

İsrail'in Filistin Devleti'ni tanıma konusunda veto yetkisi bulunmamaktadır. Sorumluluk almak ve Filistin Devleti'nin ılımlı Müslüman kesimle uyumlu olmasını sağlamak son derece önemlidir. İsrail'in Hamas ile savaşı sona erdirecek stratejik anlaşması aylardır masada.

Bu anlaşma şunları içermektedir:

1. Gazze Şeridi ve Kuzey'deki çatışmalarda ateşkes.

2. Rehinelerin serbest bırakılması.

3. Yerlerinden edilmiş on binlerce İsraillinin evlerine dönmesi.

4. Gazze'deki insani krizin sona ermesi.

5. Gazze Şeridi için geçici bir yönetim çerçevesinin oluşturulması.

6. Şeridin restorasyonu için bir mali mekanizma oluşturulması.

7. Orta Doğu ülkelerinin en büyüğü ve en önemlisi olan Suudi Arabistan ile normalleşme.

8. İranlılara karşı Suudi ve Amerikan çıkarlarının güvence altına alınması.

9. Orta Doğu'daki ılımlı ülkeler ittifakının güçlendirilmesi ve bu ılımlı ülkelerin İranlı cihatçılara karşı istikrara kavuşturulması.

10. Bir Filistin devletinin tanınmasına yönelik net bir siyasi ufuk çizmek.

Anlaşmanın son şartına rağmen, Başbakan Netanyahu ve diğer siyasetçiler geçmişte Filistin devletinin kurulmasını engellemeyi taahhüt etmişlerdi, bu nedenle şimdi savaşı sona erdirecek stratejik bir anlaşmaya karşı büyük bir direnç bekleniyor. İran füzelerinin ve insansız hava araçlarının 14 Nisan'da vurulduğu gece burada bulunan herkesin bildiği üzere, İsrail'in çıkarlarını garanti altına alacak tek anlaşma budur. Filistinliler hiçbir yere gitmiyor ve İsrail'in çıkarı, onların cihatçıların değil, ılımlıların bir parçası olmalarını sağlamaktır.

İkinci olarak, bir Filistin devletinin tanınıp tanınmayacağı sorusu İsrail'e bağlı değildir. İsrail Parlamentosu Knesset, Filistin devletinin tanınması konusunda istediği kararı alabilir ancak hukuki ve diplomatik açıdan bu onun yetkisi dâhilinde değildir. Yalnızca uluslararası hukuk sistemi bir devletin varlığını tanımanın koşullarını belirlemektedir.

Filistinlilerle ilgili dört ana koşul bulunmaktadır:

1. Daimî bir nüfusun ulusal hareketin isteklerini arzuladığını ifade etmesi.

2. Tanımlanmış bir bölge. Uluslararası hukuka göre, üzerinde mutabık kalınmış sınırların olmaması bu açıdan bir sorun teşkil etmez.

3. Etkin yönetişim. Belirli alanlarda (hava sahası gibi) veya Gazze Şeridi gibi belirli bölgelerde bağımsız hareket etmesine yönelik çeşitli sınırlamalar olsa bile bir hükümetin bulunması.

4. Diğer ülkelerle dış ilişkileri sürdürme imkânı. Bu, büyükelçi değişimi ve uluslararası anlaşmalarla bağlı olma kabiliyeti anlamına gelir. Filistinliler Oslo Anlaşmalarında dış ilişkilere girmeyeceklerini taahhüt etmiş olsalar da pratikte bunu yapıyorlar. Pek çok ülkede büyükelçilikleri var ve Filistin varlığını devlet olarak tanıyan 140'tan fazla ülke bulunmaktadır.

Eğer İsrail'in bir Filistin devletinin tanınmasını veto etme hakkı yoksa, anlaşmanın koşullarından birinin neden İsrail'in bir Filistin devletinin tanınmasına yönelik net bir siyasi ufuk göstermesi gerektiği sorusu gündeme gelmektedir.

Son otuz yılda, Oslo Anlaşmaları sayesinde, dünyanın en etkili ülkelerinden bazıları Filistin'i bir devlet olarak tanımaktan kaçındı. Bunun nedeni, Amerikalıların başını çektiği hâkim yaklaşımın, Filistin devletinin tanınmasının İsrail ile Filistinliler arasında kalıcı bir çözüm için yapılacak müzakereler çerçevesinde gerçekleşeceği yönünde olmasıydı.

Netanyahu'nun stratejik planının en büyük başarısızlıklarından biri, Filistinlilerle müzakerelerin yenilenmesinin süresiz olarak ertelenebileceği düşüncesidir. Aslında Netanyahu'nun uzun yıllar süren hükümeti boyunca meşgul olduğu şey buydu. Bu nedenle Hamas'ı güçlendirdi ve Filistin Yönetimini zayıflattı. Netanyahu ayrıca Filistin meselesi ele alınmadan Suudi Arabistan ile normalleşmeyi teşvik etmeyi umuyordu. 7 Ekim katliamı bu planın tam anlamıyla başarısız olduğunu gösterdi.

İsrail'in onayı olmadan bir Filistin devleti ne anlama gelir? Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve diğerleri bir Filistin devletini tanımayı kabul edecekler. Bu kadar basit.

İsrail, Filistin devletini tanıma adımları çerçevesinde İsrail'in çıkarlarını korumak için muhtemelen son bir fırsat daha yakalayacak. Yani Filistin Devleti'ni ılımlı Müslüman kesimle ilişkilendirmek.

Örneğin, İsrail, Filistin hükümetinin İsrail devletini tanıması, Filistin eğitim sisteminin radikalleşmeden arındırılması ve Filistin devletinin askerden arındırılması gibi tanınma için yerine getirmesi gereken koşullar talep etmelidir.

Sonuç olarak, İsrail'in bir Filistin devletinin tanınmasını veto etme hakkı yoktur. "Tam teşekküllü" bir Filistin devleti İsrail'in onayı olsa da olmasa da var olacaktır. Bu nedenle, biz halk olarak hükümetten sorumluluk almasını ve Filistin devletinin ılımlı bir yapıda olacağını ve cihatçılar tarafından ele geçirilmeyeceğini garanti etmesini talep etmeliyiz.

Kaynak: The Jerusalem Post - 6 Mayıs 2024

https://www.jpost.com/opinion/article-799376?dicbo=v2-7Xpyefc

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Makalede ifade edilen görüşlerin sorumluluğu yazara aittir, söz konusu yazı ve görüşler Hamaset'in editoryal politikasını yansıtmayabilir.



DİĞER YAZILAR


Haritalar ile belirlenen sınırların ötesinde

2022 © Tüm hakları saklıdır.