ARNAVUTLUK’UN ÜYELİK SÜRECİ FIRSATLAR VE BAZI ZORLUKLAR

System.Web.UI.WebControls.Label / ARNAVUTLUK’UN ÜYELİK SÜRECİ FIRSATLAR VE BAZI ZORLUKLAR  / ARNAVUTLUK’UN ÜYELİK SÜRECİ FIRSATLAR VE BAZI ZORLUKLAR  / hamaset.com.tr

9 Temmuz 2024 Salı

66 Görüntüleme

MERCEK

Arnavutluk’un Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci, pek çok zorluk ve fırsatla şekillenmiş, kompleks ve dinamik bir serüven. Enver Hoca’nın demir yumruğundan sonra yaşanan siyasi ve ekonomik belirsizlikler, AB ile kurulan ilişkilerle yeni bir yön kazandı ve ülkenin reform çabalarını hızlandırdı.

ARNAVUTLUK’UN ÜYELİK SÜRECİ FIRSATLAR VE BAZI ZORLUKLAR  / hamaset.com.tr

Arnavutluk’un AB’ye tam üyelik süreci yaşadığı tüm zorluklar ve gelişmelere rağmen umut vaat edici bir şekilde ilerliyor. Tüm zorluklara rağmen AB’nin kıta içerisinde kendisine alternatif büyük güçlerin nüfuzuna mâni olma stratejisi, özellikle de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası, Balkan Altılısı olarak isimlendirilen devletlerin tam üyelikleri için süreci hızlandıran bir faktör oldu.

Bu yazıda kendini ihtiraslı ve paranoyak bir tiranlık rejiminden sonra kendini büyük güçlerin himayesinde bulmaya çalışan, son derece önemli jeopolitik öneme sahip olan kartalların diyarının, Arnavutluk’un AB’ye tam üyelik sürecine tarihsel bir zeminde mercek tutacağım.

Tarihsel Arka Plan ve Dönüşüm

Enver Hoca’nın demir yumrukla 40 seneyi aşkın yönettiği Arnavutluk, paranoyak diktatörünün ölümü sonrası oldukça büyük bir belirsizliğe sürüklendi. Ramiz Alia’nın yönetiminde yeni bir rejime geçiş denemelerinin başarısızlığa uğramasıyla birlikte Arnavutluk’ta Komünizm günlerinin geride kaldığı anlaşılmıştı. Komünizm ’in çöküşüyle birlikte ülkenin gündemine yeni iki kavram geliyordu: Serbest Piyasa ve Demokrasi

1992 yılında kurulan rejimle birlikte bebek adımlarını atan Arnavutluk demokrasisi ve serbest piyasası 1997’de güç bela elde ettiği birikimlerinin saadet zincirleri ve diğer sahtekarlıklar aracılığıyla yok olmasının ardından sekteye uğramıştı. 1997 Arnavutların asla unutamayacağı bir sene olacaktı. 1997’nin Ocak-Ağustos aylarında sürüklendiği durum kimilerinin nazarında iç savaşken kimileri bir kargaşa olarak nitelendirmekle yetiniyordu.

 Tıpkı komünizmi geride bırakan her ülke gibi Arnavutluk’ta organize suç örgütleriyle mücadeleyle başa çıkmak zorundaydı. Özellikle bu 8 aylık dönemde asayişin sağlanamamasıyla birlikte gümrüklerdeki yozlaşma, yasa dışı uyuşturucu ve silah ticaretine hız kazandırmıştı. Birikimlerinin güvence altına alamayan devlete bir reaksiyon misali, sefalete sürüklenen Arnavut halkı çözümü ya Yunanistan, İtalya ve Almanya gibi ülkelere göç etmekte ya da yasa dışı yollara tevessül etmek de arıyordu.

 

Tabii olarak bu süreçte yalnızca olumsuzluklar yaşanmadı. Arnavutluk 1992’de Avrupa Ekonomi Topluluğuyla ilk ilişkilerini geliştirdi. Bu ilişkiler ışığında imzalanan Ticaret ve İş birliği Antlaşması günümüze kadar devam eden sürecin temelini hazırlayan bir mahiyete sahipti.

 

Reform ve Adaylık Süreci

2000’li yılların ortalarına kadar durgun ilerleyen süreç 2004 itibarıyla momentum kazanıyordu. 1999 yılında AB, Arnavutluk dahil 5 ülkeyi (sonradan Kosova’nın katılmasıyla 6 olacak) balkanlar özelinde İstikrar ve Ortaklık Anlaşması çerçevesine dahil etti. 2009 yılındaki resmi başvurusuna kadarki süreçte, AB himayesinde Balkanlardaki ticari iş birliği ve bölgesel kalkınmayı hedefleyen birtakım girişimlerin de parçası olan Arnavutluk, AB’ye üye olma kararlılığını sürdürdü.

Bu çerçeve kapsamında AB, Arnavutluk’a aday ülke statüsünü tanımak için başta hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele ve demokratik kurumların bağımsızlığı olmak üzere bir dizi reformu gerçekleştirmeyi şart koşmuştu. 2009-2014 yılları arsında Arnavutluk kurumsal ve yargısal düzlemde pek çok reforma imza attı.

Kopenhag kriterlerini gerçekleştirmeği hedefleyen Arnavutluk, tam üyeliklerinin bu alandaki başarılarına bağlı olduğunun farkındaydı. Nitekim 2014 yılının haziran ayında AB, Arnavutluk’a resmi adaylık statüsünü tanıdı. Bu Arnavutluk’un sürece gösterdiği kararlılık ve gayretin önemli bir göstergesiydi. Fakat tam üyelik için Arnavutluk’un eksik kaldığı hususların altı da çiziliyor ve sürekli gelişime vurgu yapılıyordu.

2014’ten Günümüze

Adaylık vasfını elde eden Arnavutluk, kriterleri karşılama bağlamında çalışmalarına devam etmekte. Nitekim AB’yle koordineli bir şekilde yönettiği yolsuzluk ve organize suçlarla mücadele çalışmalarından istenilen düzeyde olmasa da önemli sonuçlar alınıyor. Organize suç örgütleri AB’nin Arnavutluk’a dair en büyük soru işaretini oluşturan unsur olarak öne çıkıyor.

Balkanlarda tarihi eskilere dayanan etnik mücadeleleri, özellikle de Sırplar ve Arnavutlar arasında olan husumeti bünyesine taşımak istemeyen AB bu anlamda pek çok adım atmakta. Balkan Altılısı özelindeki iş birliğini ve entegrasyonu artırmaya yönelik çalışmalarını yoğunlaştıran AB, Sırbistan’ın Kosova meselesi üzerinden gerilimi her geçen gün tırmandırmasıyla dengeyi bulmakta zorlanıyor.

Balkanlar genişlemesini her geçen gün daha da fazla sekteye uğratan bu faktör AB’nin yaşadığı otorite eksikliği ve iç ihtilaflarını gün yüzüne çıkartmakta. Bununla birlikte küresel entegrasyonun hızlanmasıyla Arnavutluk ve Balkanlar alternatif küresel ve bölgesel güçlerin de ilgisini çekmekte.

Özellikle ülkemizin bu anlamda Balkan ülkeleriyle geliştirdiği diplomatik ve kültürel ilişkiler beraberinde hacmi her geçen sene artan ticari anlaşmaları da getirmekte. Özellikle askeri sanayi olmak üzere inşaat ve altyapı çalışmalarında Türk firmalar tercih ediliyor. Bunun yanı sıra Çin’in ve körfez ülkelerinin de bölgeyle geliştirdiği ekonomik ilişkiler, bölgedeki nüfuzunu artırmanın yollarını arayan AB’ye genişleme çabalarını artırmaya sevk ediyor.

Değerlendirme

Arnavutluk’un Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci, pek çok zorluk ve fırsatla şekillenmiş, kompleks ve dinamik bir serüven. Enver Hoca’nın demir yumruğundan sonra yaşanan siyasi ve ekonomik belirsizlikler, AB ile kurulan ilişkilerle yeni bir yön kazanmış ve ülkenin reform çabalarını hızlandırmıştır. Kopenhag kriterlerini karşılamaya yönelik kararlılık ve sürekli reform gayretleri, Arnavutluk'un AB’ye tam üyelik yolundaki ilerlemesini sağlamıştır.

 Günümüzde, Arnavutluk’un yolsuzlukla ve organize suçlarla mücadeledeki başarıları, AB üyeliği için fevkalade önemli. Ancak Balkanlar’daki etnik çatışmalar ve alternatif güçlerin artan nüfuzu, sürecin karmaşıklığını artırmaktadır.

Tüm bu dinamiklere rağmen, Arnavutluk’un AB’ye tam üyeliği, bölgenin istikrarı ve kalkınması için önemli bir adım olacak ve ülkenin Avrupa ile entegrasyonunu pekiştirecektir. Arnavutluk'un bu hedefe ulaşma konusundaki kararlılığı hem kendi geleceği hem de Avrupa'nın bir bütün olarak güçlenmesi açısından son derece büyük önem arz etmektedi

Makalede temsil edilen görüşlerin sorumluluğu yazara aittir, söz konusu yazı ve görüşler Hamaset'in editoryal politikasını yansıtmayabilir.
 


Yazara Ait Diğer Yazılar

DİĞER YAZILAR


Haritalar ile belirlenen sınırların ötesinde

2022 © Tüm hakları saklıdır.