Yazar: Artin Dersimonian
Çeviri: M. Hulusi Cengiz
Azerbaycan-Ermenistan Barış Anlaşması Sonunda Yaklaşıyor
Bu önemli atılım, 2020 Dağlık Karabağ Savaşı’ndaki Azerbaycan zaferinin ardından başlayan müzakere sürecinin yaklaşık dört yıl sonra gerçekleşti. Devam eden askeri şiddet tehditlerine karşı diplomatik başarıların elde edilmesi her ne kadar olumlu bir gelişme olsa da şeytan ayrıntıda gizlidir. Ve bu ayrıntılar, hâlâ pek çok belirsizliği barındırmaktadır.
Bayramov açıklamasında, Azerbaycan’ın artık Ermenistan’dan anayasasında değişiklik yapmasını beklediğini vurguladı. Azerbaycan, Ermenistan’ın bağımsızlık ilanına yapılan ve Bakü’ye göre Dağlık Karabağ’ın o dönemdeki Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ile birleşmesini ima eden atfın kaldırılmasını talep ediyor.
Bunun üzerine Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, bu anayasal değişikliğin “müzakere edilen metnin imzalanması için bir ön koşul” olduğunu belirtti. Ayrıca bakanlık, Fransa, ABD ve Rusya’nın eş başkanlığını yaptığı Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu’nun feshedilmesi gerektiğini de vurguladı. Ermenistan, anlaşmanın imzalanması durumunda bu fesih kararını destekleyeceğini ifade etti. Ancak Bakü’ye göre bu durum, Dağlık Karabağ savaşındaki kesin Azerbaycan zaferini resmen tescillemek anlamına gelecekti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de bu düşünceleri yineleyerek, "Onların hiçbir sözüne güvenmiyoruz. Bugünkü hükümet de dahil olmak üzere, güvenebileceğimiz insanlar değil," ifadelerini kullandı.
Ermenistan’ın Temkinli Yanıtı
Azerbaycan’ın “tek taraflı açıklamasına” şaşıran Ermeni tarafı, Erivan’ın taslak anlaşmadaki “çözümlenmemiş iki maddeye ilişkin Azerbaycan’ın önerilerini” kabul ettiğini duyurdu. Erivan, “Barış Anlaşmasının imzalanmaya hazır olduğunu” ve “Anlaşmanın imzalanacağı zaman ve yer konusunda Azerbaycan ile istişarelere başlamaya hazır olduklarını” belirtti.
Daha önce çözüme kavuşmamış olan iki madde, sınır boyunca herhangi bir üçüncü tarafın bulunmaması ve uluslararası mahkemelerdeki karşılıklı taleplerin geri çekilmesi ile ilgiliydi. Bunlardan ilki, Avrupa Birliği’nin sınırın Ermenistan tarafında görevlendirdiği sivil gözlemcilerle doğrudan bağlantılıydı. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, güvenlik konseyiyle yaptığı istişareler sonucunda “mevcut içeriğin Ermenistan için kabul edilebilir bir uzlaşma seçeneği olarak değerlendirilebileceğini” ifade etti. Böylece Erivan, Bakü’nün bu iki noktadaki taleplerini kabul etmiş görünüyor.
Tavizlere Rağmen Anlaşma Hâlâ Tehlikede
Azerbaycan, Ermenistan’ın anayasal değişiklikler de dahil olmak üzere daha fazla taviz vermesini, anlaşmanın imzalanabilmesi için tek yol olarak sunmaya devam ediyor. Dolayısıyla mevcut iyimserlik, aynı ölçüde temkinli bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
ABD’nin İran üzerindeki baskısını artırması, Ukrayna ve Rusya arasındaki görüşmelerin ilerlemesi gibi uluslararası gelişmeler, Erivan’ın bu ek tavizleri vermeye daha istekli hale gelmesine neden olmuş olabilir. Ermenistan’ın, bölgede şiddetin tırmanmasını engelleme veya önleme konusundaki çıkarlarını da unutmamak gerekir.
Rusya’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle dikkatinin dağılmış olması, Moskova’nın stratejik hesaplamalarında büyük değişikliklere neden oldu. Bu durum, Ermenistan’a Rusya’ya olan bağımlılığını azaltması ve yeni diplomatik açılımlar yapması için eşsiz bir fırsat sundu.
Öte yandan, yeni Trump yönetimi Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye ve ABD-Rusya ilişkilerini yeniden inşa etmeye çalışırken, Ermenistan’ın bu fırsat penceresi daralabilir. Eğer Moskova, Ukrayna konusunda olumlu bir anlaşma sağlarsa ve ABD/NATO ile daha geniş bir stratejik diyalog başlatabilirse, Rusya’nın Güney Kafkasya’ya olan ilgisi yeniden artabilir. Bu durum, Avrupa Birliği’nin de hızlı değişimlere adapte olmakta zorlanmasına neden olabilir.
Türkiye’nin Rolü: Normalleşme Umudu Var mı?
Son yıllarda Ermenistan, Rusya’ya bağımlılığını azaltmak ve Avrupa ile daha güçlü bağlar kurmak amacıyla Türkiye ile ilişkilerini normalleştirme çabalarını hızlandırdı.
Ancak, Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki gerilimlerin devam etmesi, Türkiye’nin Erivan’la olan ilişkilerini doğrudan bu sürece bağlamasına neden oldu. Ankara, Erivan ile normalleşmeyi Azerbaycan ile bir barış anlaşmasına bağladı ve Azerbaycan’ın çıkarlarını doğrudan gözetti.
Her ne kadar Türkiye daha önce Erivan ve Bakü arasındaki anlaşmanın imzalanmasının normalleşme için şart olduğunu belirtmiş olsa da Ermenistan muhtemelen bu gelişmenin Ankara için yeterli bir adım olduğunu umuyor.
Son Dakika Gelişmeleri ve İzlenmesi Gerekenler
Anlaşma, Azerbaycan’ın Ermenistan’a baskı uygulamak için askeri gerilimi tırmandıracağı yönündeki spekülasyonların ardından geldi. Bu durum, Azerbaycan’ın önceki müzakerelerde sürekli kullandığı “askeri tehdit” stratejisini hatırlatıyor.
Barış süreci, en az 23 Ermeni’nin Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ndeki rolleri nedeniyle Bakü’de tutuklu olduğu ve Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanınan Ermeni topraklarını işgal etmeye devam ettiği bir ortamda ilerliyor. Aynı zamanda, Bakü’nün Ermenistan’dan Zangezur Koridoru’nu engelsiz Azeri trafiğine açmasını talep etmeye devam ettiğini de unutmamak gerekir.
En önemli soru şu: Anlaşma, kısa sürede imzalanıp onaylanacak mı?
Yoksa Azerbaycan, Ermenistan’ın anayasa değişikliklerini gerçekleştirmesini bekleyecek mi? Mevcut anayasal sürecin Haziran 2026’daki parlamento seçimlerinden önce tamamlanması beklenmiyor.
Bunun yanı sıra, Türkiye’nin tepkisi de kritik olacak. Şu an için kesinleşmiş ancak henüz imzalanmamış bu anlaşma, Ankara’nın Erivan ile ilişkileri normalleştirmesi için yeterli olacak mı?
Her ne kadar bu anlaşma uluslararası destek görse de, Washington ve diğer başkentlerin Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinde hâlâ çözülmemiş pek çok unsurun bulunduğunu göz ardı etmemesi gerekir.
Onlarca yıllık çatışmalar ve güvensizlik, yalnızca bir imza ile tamamen sona eremez. Gerçek barışın inşa edilmesi, bir nesil sürebilecek uzun ve karmaşık bir süreç olacaktır. Anlaşmanın imzalanması ve onaylanması, bu zorlu yolda yalnızca ilk adım niteliğindedir.
Kaynak: Responsible Statecraft i
*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Makalede temsil edilen görüşlerin sorumluluğu yazara aittir, söz konusu yazı ve görüşler Hamaset'in editoryal politikasını yansıtmayabilir.