PUTİN'İN ZEKİCE TUZAĞI

System.Web.UI.WebControls.Label / PUTİN'İN ZEKİCE TUZAĞI / PUTİN'İN ZEKİCE TUZAĞI / hamaset.com.tr

17 Mart 2025 Pazartesi

Çeviren:Haber Merkezi |

Başkan Donald Trump yönetimi kısa süre önce Ukrayna'da 30 günlük bir ateşkes önerdiğinde, Vladimir Putin'in yanıtı beklenildiği gibi hesaplı ve ketum oldu.

PUTİN

Yazan: Andrew Latham

Çeviri: M. Hulusi Cengiz

Trump'ın Ukrayna Ateşkes Önerisi Neden İşe Yaramayacak?

Öneriyi doğrudan reddetmedi çünkü bu durum, savaşın önündeki asıl engelin Zelenskiy değil kendisi olduğu suçlamalarına açık hâle gelmesine neden olabilirdi. Ancak Rusya'nın böyle bir ateşkesi kabul etmesini, müzakereleri fiilen imkânsız hâle getirecek koşullara bağladı.

Örneğin, herhangi bir ateşkesin savaşın “temel nedenlerini” ele alması gerektiğinde ısrar etti, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmayı bırakmasını talep etti ve Rusya’nın son toprak kazanımlarının müzakere konusu olmadığını açıkça belirtti. Putin, barışa ulaşmayı amaçlayan bir sürecin parçası olarak herhangi bir karşı öneri sunmadı. Yanıtını, yalnızca zaman kazanmayı hedefleyen hesaplı bir hamle olarak çerçeveledi.

Kursk ve Donbas’ta güçlerini istikrarlı bir şekilde ilerleten Putin'in şu anda ateşkesi kabul etmesi için hiçbir sebep yok. Özellikle de bu ateşkes Ukrayna'ya yeniden yapılanma, yeniden silahlanma ve savunma hattını güçlendirme fırsatı verecekse.

Putin, Ukrayna Savaşını Sonlandırmak İçin Neden İstanbul 2.0’a İhtiyaç Duysun?

Yine de Batı’da bazı çevreler, Trump’ın önerisi işe yaramasa bile bir tür müzakerenin hâlâ bir çıkış yolu sağlayabileceğine inanıyor. Bazıları bu noktada geçmişten ders çıkarmaya çalışıyor. Özellikle 2022 İstanbul görüşmelerinin çerçevesini yeni bir müzakere sürecinin temeli olarak kullanmaktan ve bir “İstanbul 2.0” girişimi başlatmaktan söz ediliyor. Ancak bu, gerçeklerden kopuk bir hayalden ibaret.

İstanbul 1.0’ı mümkün kılan jeopolitik, askeri ve iç dinamikler artık mevcut değil. Ukrayna bugün, iki yıl öncesine kıyasla çok daha zayıf bir konumda. Putin, barıştan yana olduğu izlenimini yaratırken, güçlerine savaş alanında zafer kazanmaları için ihtiyaç duydukları zamanı sağlarsa, temel çıkarlarından ödün vermeden neredeyse istediği her şeyi elde edebileceğine inanıyor.

Mart 2022’deki İstanbul müzakereleri hem Rusya'nın hem de Ukrayna'nın görüşmelere açık olduğu bir dönemde gerçekleşti. Rusya, ilk saldırısının feci şekilde başarısız olmasının ardından küçük düşürücü bir yenilgiye uğramıştı. Ukrayna ise savaş alanındaki ilk zaferlerine rağmen varoluşsal bir tehdit altında olduğunu görüyordu ve güvenlik garantileri karşılığında tarafsızlık fikrini tartışmaya istekliydi.

O dönemde varılan anlaşmaya göre Ukrayna, Rusya, ABD, İngiltere, Çin ve Fransa gibi büyük güçlerden güvenlik garantileri alması karşılığında NATO'ya katılma hedefinden vazgeçmeyi kabul ediyordu. Buna karşılık Rusya, Kırım’ın statüsünün gelecekteki müzakerelerde belirlenmesi şartıyla 24 Şubat 2022 öncesi sınırlara çekilmeyi taahhüt etti. Donbas’a ise Ukrayna egemenliği altında bir tür özerklik verilmesi öngörülüyordu.

O dönemde her iki taraf için de çekici görünen bu anlaşma, bugün artık geçerliliğini yitirdi. Zelenskiy'nin elinde eskisi kadar koz yok ve Putin, geçmişte kabul edilebilir bulduğu koşulları artık tamamen geçersiz görüyor. Dolayısıyla İstanbul 2.0 önerisi, mevcut siyasi ve askeri gerçeklerden kopuk, yalnızca nostaljik bir diplomasi girişimi olmaktan öteye geçemiyor.

Putin Neden Beklemeyi Tercih Ediyor?

İki yıl önce Ukrayna güçleri hâlâ savaş alanında inisiyatifi elinde tutuyordu. Batı'dan gelen askeri yardımlar hızla artıyordu, moraller yüksekti ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri (AFU) henüz Rusya'nın amansız kara saldırıları ve füze bombardımanları karşısında yıpranmamıştı. Ancak bugün durum tamamen farklı.

Ukrayna’nın 2023 taarruzu hiçbir hedefine ulaşamadı ve şu anda stratejik olarak geri planda olan Rusya değil, Ukrayna. Ukrayna güçleri tükenmiş durumda hem insan gücü hem de mühimmat konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Washington ve Avrupa başkentlerinde ise Ukrayna’ya destek konusunda siyasi irade giderek azalıyor. Putin, tüm bunları görüyor ve zamanın kendi lehine çalıştığını biliyor.

Avrupa istihbarat raporlarına göre, Putin uzun vadeli bir strateji izliyor ve Ukrayna’nın diplomatik ve askeri durumunun daha da kötüleşmesini bekliyor. Kiev’in 2022’de kabul edebileceğinden çok daha ağır şartlar içeren bir anlaşmayı zorlamak için zaman kazanmaya çalışıyor. Güçleri Kursk ve Donbas’ta ilerliyor ve her geçen gün müzakere masasındaki avantajlarını artırıyor.

İstanbul 2.0 Neden Gerçekçi Bir Seçenek Değil?

İstanbul 2.0 önerisini savunanların en büyük hatası, Putin’in hâlâ 2022’deki hedeflerle hareket ettiğini varsaymaları. Ancak durum böyle değil. O dönemde Putin, Ukrayna’nın tarafsızlığını ve işgal öncesi sınırlara dönülmesini kabul edilebilir bir sonuç olarak görebilirdi. Ancak o zamandan bu yana Rusya, Ukrayna’nın dört bölgesini (Donetsk, Luhansk, Zaporizhzhia ve Kherson) ilhak etti ve anayasal olarak Rusya Federasyonu’na dâhil etti.

Moskova defalarca bu bölgelerin “sonsuza kadar” Rusya’nın bir parçası olduğunu vurguladı. Bu nedenle Putin’in, İstanbul 1.0’a benzer bir anlaşma karşılığında bu bölgeleri geri vermeye razı olacağını düşünmek tamamen hayal ürünü.

Bazıları, kötü bir barışın hiç barış olmamasından daha iyi olduğunu savunabilir. Ancak bu argüman, zayıf bir tarafın imzaladığı ateşkesin uzun vadede daha büyük bir savaşa zemin hazırlayabileceğini göz ardı ediyor. 2014 Minsk Anlaşmaları, Donbas’taki çatışmayı dondurdu ve Rusya’ya toparlanıp daha büyük bir saldırıya hazırlanma fırsatı verdi. Bugün Putin’in mevcut talepleri doğrultusunda yapılacak bir ateşkes de benzer bir etki yaratacaktır. Moskova’nın toprak kazanımlarını kalıcı hâle getirecek, Kiev’in egemenliğini zayıflatacak ve Putin’in istediği zaman çatışmaları yeniden başlatmasına imkân tanıyacaktır.

Putin'in Ateşkes Stratejisi Açık

Putin’in Trump’ın ateşkes önerisine verdiği yanıtın kurnazca olması işte tam da bu yüzden. Açıkça hayır demedi, ancak Zelenskiy’nin asla kabul edemeyeceğini bildiği koşulları öne sürdü ve böylece müzakere sürecinin tıkanmasını sağladı. Böylece bazı çevreler, Zelenskiy’i suçlayarak barışın önündeki asıl engelin Putin değil Ukrayna olduğunu iddia edebilecek.

Sonuç olarak, Putin’in hedefi barış değil, zafer.

Ve barış sürecini ne kadar geciktirirse, bu zafere ulaşma şansını o kadar artırıyor. Bu nedenle, İstanbul 1.0’ın bir taslak oluşturduğunu öne sürenler, Putin’in savaş alanındaki avantajlarının farkında olmadığını varsayarak büyük bir hata yapıyor. Putin bekleyebilir ve savaş alanındaki momentum Rusya’nın lehine olduğu sürece beklemeye devam edecektir.

Kaynak: 19FortyFive

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Makalede temsil edilen görüşlerin sorumluluğu yazara aittir, söz konusu yazı ve görüşler Hamaset'in editoryal politikasını yansıtmayabilir.



DİĞER YAZILAR


Haritalar ile belirlenen sınırların ötesinde

2022 © Tüm hakları saklıdır.