GELENEĞİN İZİNDE ANADOLU(3): DÜĞÜN

System.Web.UI.WebControls.Label / GELENEĞİN İZİNDE ANADOLU(3): DÜĞÜN / GELENEĞİN İZİNDE ANADOLU(3): DÜĞÜN / hamaset.com.tr

20 Haziran 2021 Pazar

635 Görüntüleme

KÜLTÜR

GELENEĞİN İZİNDE ANADOLU(3): DÜĞÜN / hamaset.com.tr

Evlenme Şekilleri, Evlenme Niyetinin Belli Edilmesi ve Düğün Görevlileri

Anadolu coğrafyasında geleneksel yapının izlerini sürmeyi hedeflediğimiz yazı dizimiz düğün serisi ile devam ediyor.

İnsan hayatının en önemli geçiş törenlerinden biri olarak kabul edilen düğün törenlerindeki detaylar Anadolu’da yaşayan Türk halkı tarafından titizlikle sürdürülmektedir. Belirli saatlerle sınırlandırılan şehir düğünlerinin aksine köy düğünleri sıralı bir şekilde gerçekleştirilen gelenekleri içermektedir. Bu sebeple bu yazı dizisi üç ana bölüme ayrılarak aktarılacaktır.

Türk insanını evlenme olayına bakışında İslâm öncesi Türk geleneklerinin etkisi sıklıkla görülmektedir. Beşik kertmesi, kız kaçırma ve görücü usulü en sık karşılaşılan evlenme biçimleridir. Ataerkil toplum yapısı gençlerin evlenme isteğini belli etmesinde belirli işaretler kullanmasına neden olmuştur ki bu noktada başlıca gelenekler evin eşiğine çivi çakmak, babanın lastik ayakkabısını eşiğe çiviyle çakmak ve pilava kaşık saplamaktır. Bu gelenekler de  yine erkek tarafından gerçekleştirilmektedir. Evlenme niyetini bu şekilde belli eden gençlere aileleri tarafından uygun adaylar bakılmaktadır ki bu noktada yine gençlerin çok fazla söz sahibi olmadığı ifade edilmelidir.

Özelikle eski zamanlarda ataerkil yapının öngördüğü şekilde büyüklerin söz sahibi olmasına izin veren toplumsal yapı genç, cahil olarak adlandırdığı gençlere söz hakkı vermemekte ve birbirine münâsip görülen gençlerin evlenme süreci büyüklerin onayıyla başlamaktadır. Bu geleneğe Anadolu’nun bazı bölgelerinde kız bakma/dünür olma adı verilmektedir. Burada esas olan aile büyüklerinin istek ve onayının alınmasıdır. Bununla birlikte evlenecek olan çift, birbirini uzun bir süre görememektedir.

Kız kaçırma ise Türk coğrafyasında sıklıkla rastlanan önemli geleneklerden biridir. Kız isteme işleminin birkaç kez gerçekleştirilmesinin ardından olumlu sonuç alınanmaması kız kaçırma geleneğinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ancak kız kaçırma işlemi aileler ve toplum nazarında hoş karşılanmamaktadır. Bu olayın altında ise genellikle sosyo-ekonomik ve psikolojik nedenler yatmakta ve kaçan kız ailesi tarafından kolay kolay kabul edilmemekte bu durum ancak çocuk doğduktan sonra normalleştirilmektedir. Anadolu’da yaşayan Türk insanı ise yenidoğan bebekle birlikte o kızın kaçtığı kişinin ailesine ait olduğunu ve benimsendiği düşünmektedir. Kız kaçırma geleneğinin toplum nazarında normalleştirilmesinin temeli ise kaçan kıza düğün yapılmasıdır. Düğün, o kızın telli duvaklı bir şekilde o aileye yakışacağının ifadesi olarak görülmüştür. Kız kaçırma geleneğine dair yapılan çalışmalar Türk coğrafyası olarak kabul edilen Altay-Sibirya hattında ailelerin onayı olsa bile kız kaçırma geleneğinin sürdürüldüğünü ve bunun bir eğlenceye dönüştüğünü göstermiştir.

Türk toplumunda söz vermenin kıymeti bu durum etrafında bir evlenme geleneğinin oluşmasına neden olmuştur. Beşik kertmesi olarak adlandırılan bu gelenek, akraba olmak isteyen yakın arkadaşların beşikteki bebeklerinin adına söz vermeleri sonucu ortaya çıkmıştır. Bu noktada esas olan babaların arkadaş olmasıdır. Günümüzde beşik kertmesi uygulaması büyük oranda azalmış olsa da bazı bölgelerde sürdürülmektedir.

Düğünün resmi olarak başlamasında öncelikle amil kız isteme töreni olarak karşımıza çıkmaktadır ki bu durum Anadolu’da işin adını koymak olarak adlandırılmaktadır. Ad koymak fiilinin kültürel kökenlerine değinen bilim insanları kesmek fiiline vurgu yapmaktadır. Daha net bir ifadeyle Anadolu’da sıklıkla karşımıza çıkan gün kesmek, söz kesmek fiileri temelde ad koyma durumuna vurgu yapmak için kullanılmıştır. Ataerkil yapının izleri kız isteme töreninde de kendini göstermekte ve söz, ailenin en büyük erkeği tarafından açılmaktadır. Anadolu’nun bazı bölgelerinde tören kahve içmek olarak adlandırılırken bazılarında ise şerbet içmek olarak ifade edilmiştir. Geleneğin kültürel kökenlerinde şerbet içme töreni bir rıza göstergesi olarak ifade edilmiş ve düğün töreninin ilk aşaması olarak kaydedilmiştir. Kahve içme ise Türk kültüründeki anlamı sebebiyle daha sıklıkla kullanılmaktadır. Kahvenin misafirperverlik, saygı, arkadaşlık simgesi olması bu noktada kullanım sebebini ifade ederken düğünün ilerleyen aşamasında bu iş için bir görevli atandığı da görülmüştür. Bu işlemin ardından yoğun bir düğün süreci başlatılmaktadır.

Düğünün Görevleri

Uzun süren düğün törenlerinin sorunsuz ve eğlenceli bir şekilde geçmesi bazı görevlilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ataerkil yapıya istinaden bahsi geçen görevliler özellikle damat evi minvâlinde düğünün sorunsuz geçmesini amaçlamaktadır.

Sağdıç

Düğünün en önemli görevlilerinden ilki sağdıçtır. Kelimenin kökenini adaş olarak açıklayan bilim insanları, arkadaş kökü ile aynı anlamda kullanıldığını ifade etmiştir. Bu durum sağdıçların görev ve sorumluluklarının anlaşılmasında da önemli merhaleyi oluşturmaktadır. Düğün sürecinde gelin ve damadın en büyük yardımcıları olarak kabul edebileceğimiz sağdıçlar, onların en yakın arkadaşları arasından seçilmektedir.

Düğün Kâhyası

Düğünün uzun ve yorucu bir süreç olması, koordinasyonun eksiksiz bir şekilde sağlanması problemini ortaya çıkarmıştır. Bu durum düğün kahyâsı olarak belirlenen kişilerin ortaya çıkmasında en temel sebeptir. Erkek evinde ailenin en büyük amcası veya dayısı bahsi geçen koordinasyonu sağlamakla görevlendirilmiştir. Damadın babasının bahsi geçen süreçte maddî ve manevî anlamda yıpranması düğün kâhyasının müdahalesine ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur. Bu şekilde sorumluluk babadan alınarak kâhyaya verilmiş ve süreci eksiksiz tamamlamak amaçlanmıştır.

Yiğibaşı

Düğünün koordinasyonunda önemli paylardan biri de yiğitbaşı olarak bilinen görevliye aittir. Misafirlerin karşılanması ve ağırlanması noktasında büyük pay sahibi olan yiğitbaşılar, davul-zurna eşliğinde misafirleri karşılayıp ikramda bulunmaktadır.

Yozucu

Sıradışı bir isime sahip bu görevli gelin evi ile damat evi arasındaki iletişimi sağlamakla görevlendirilmiştir. Kız ve erkeğin birbirini görmediği bir düğün süreci öngören Türk halkı her türlü hediyeleşmeyi yozucu aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Ancak bu görevliye düşen ağır sorumluluk çeşitli şekillerde cezalandırılmalarını da beraberinde getirmiştir ancak bu cezalar eğlence amaçlı yapılmaktadır. Bunların başlıca örnekleri ise köy çeşmesine atılmaları, eşeğe ters bindirilmeleri veya merdivene bağlanarak sırtında bir saman dumanı ile bütün köyü dolaştırmalarıdır.

Kahveci

Daha önce de bahsedildiği üzere kahvenin Türk milleti için ifade ettiği anlam düğün törenlerinde bir görevli aracılığıyla ikram edilmesine neden olmuştur. Kahveci olarak bilinen bu görevliler düğüne gelen her misafire kahve ikram etmekle görevli olup bunun karşılığında bahşiş almışlardır ki bu bahşişin bahsi geçen görevliye bırakılması toplumsal dayanışmanın önemli bir örneğini de gözler önüne sermektedir.

Kınacı

Düğünün önemli görevlilerinden biri de kınacıdır. Kına, Türk kültüründe adanmışlık ifadesi olarak karşımıza çıkmakta ve Türk milleti tarafından etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Kınacı olarak adlandırılan görevli ise damat evinden gelin evine gönderilen yaşı büyük bir çift olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelin evinin her türlü eksiğini damat adına karşılayan bu görevli, maddî ve manevî anlamda tam yetkiyle donatılmıştır. Düğünün başında gelin evine giden bu çiftin görevi düğün bitiminde gelin alma töreniyle sona ermiştir.

Bayraktar

Düğünün son aşamasındaki görevli ise bayraktardır. Türk bayrağının kutsallığı düğünün bütün aşamalarında kullanılmasına neden olmuştur. Düğünün başladığı gösteren Türk bayrağı aynı zamanda bitişin de ifadesidir. Düğünün son günü gelin alma töreni esnasında her iki tarafta da Türk bayrağını taşımakla görevli olan kişiler bayraktar olarak adlandırılmıştır.

Anadolu coğrafyasında kız düğünü genellikle 3 gün; erkek düğünü de genellikle 4 gün sürmektedir. Bu sürenin uzunluğu belli başlı görevlilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Düğün sürecinde gerçekleştirilen uygulamaların İslâm öncesi Türk tarihiyle sıkı bir bağlantı içerisinde bulunması Türk milletinin geleneğine verdiği önemi göstermektedir. Bir alan araştırması sonuçlarından derlenen bu veriler, anayurttan Anadolu’ya kültürel evrimi göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Konuya dair geleneklerin tarihsel kökeni ile ilgilenenler için birkaç okuma önerisi bırakıyorum.

Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, Genişletilmiş 3. Baskı, İstanbul 1988.

Bilgehan Atsız Gökdağ, “Bir Yemin Olarak Evlilik Törenleri ve Evlenmeyle İlgili Pratikleri İfade Ederken Kullanılan Kelimelere Dair: Beşik Kertmek, Söz Kesmek, Nikâh Kıymak”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi, 2012, C.9, S.33.

Mahmut Tezcan, “Türk Kültüründe Kız Kaçırma Geleneklerinin Antropolojik Çözümlenmesi”, Aîle ve Toplum Dergisi, Aralık 2003, C.2, S.6.

Türk Kahvesi ve Kültürü Geleneği, aregem.ktb.gov.tr.



Yazara Ait Diğer Yazılar

DİĞER YAZILAR


Haritalar ile belirlenen sınırların ötesinde

2022 © Tüm hakları saklıdır.