BİR SERHAT ŞEHRİNİN DÜŞÜŞÜ: 93 HARBİ’NDE KARS

System.Web.UI.WebControls.Label / BİR SERHAT ŞEHRİNİN DÜŞÜŞÜ: 93 HARBİ’NDE KARS / BİR SERHAT ŞEHRİNİN DÜŞÜŞÜ: 93 HARBİ’NDE KARS / hamaset.com.tr

18 Kasım 2020 Çarşamba

795 Görüntüleme

MERCEK

BİR SERHAT ŞEHRİNİN DÜŞÜŞÜ: 93 HARBİ’NDE KARS / hamaset.com.tr

Askeri açıdan bölgesel, sonuçları açısından küresel bir hüviyet taşıyan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı; askeri harekatın sürdüğü coğrafi alan, savaşa katılan asker sayısı, kullanılan modern silahlar ve lojistik stratejiler bakımından hem 19’uncu yüzyılın en kapsamlı savaşlarından biri hem de Osmanlı Devleti ve Rusya arasında gerçekleşen en büyük savaştı. Tuna Cephesi'nde Plevne'nin, Kafkas Cephesi'nde ise Kars'ın düşmesi ile iki bölgede de Osmanlı Devleti aleyhine sonuçlanan 1877-1878 Savaşı, dönemin paradigma ordularına benzeme amacı güden iki devletin savaşı olduğundan dolayı da askeri tarih açısından önemli bir karşılaştırma sahasıdır.

Erzurum’un ve Anadolu’nun kalkanı olan Kars, Kafkas Cephesi’nde hem Osmanlı Devleti için hem de Rusya için oldukça stratejik bir mevkiiydi. Kafkas Cephesi'ndeki harekatın ilerlemesi ile birlikte Rus kuvvetleri, Erzurum ve Kars'ı muhasara altına almış ve savaş durma noktasında gelmişti. Rusya, Erzurum'daki mevcut Rus kuvvetlerine takviye gönderilmesi amacıyla Kars Kalesi'ni ele geçirmeyi öncelikli hedef olarak belirlemişti. Savaşın başlangıcındaki muhasara tecrübeleri ışığında Rus ordusu, üç aşamalı bir taarruz planı hazırladı. Bu plana göre öncelikli olarak teslim olma çağrısı, ardından sivil yerleşimlere yakın bölgelerde bombardıman ve en sonunda cebri hücum gerçekleştirilecekti.

Kars'a yönelik harekat hazırlığında olan Rus kuvvetlerinin mevcudu 36.000 iken Türk kuvvetlerinin mevcudu 18.000 civarındaydı. 17 Kasım 1877 tarihinde dolunaylı bir gecede başlayan Rus taarruzu, Türk kuvvetlerinin yenilgisi ile sonuçlandı. 18 Kasım 1877'de Kars Çayı'nın iki tarafındaki tabyalar ve iç kale teslim olmuştu.

Peki, sınırları itibariyle önemli bir modernizasyon geçiren, iaşe, teçhizat ve mevcut açısından eksikliği bulunmayan bu stratejik mevki nasıl işgal edilebildi?

Kars Kalesi'nin ve tabyalarının konumunun savunma kuvvetleri için etkin ateş ve atış gücünü sağlaması, iaşe stoklarının güçlü durumda olması sebebiyle Osmanlı Devleti, Kars konusunda derin endişelere sahip değildi. Zira bu konuyla ilgili Osmanlı tarafında görevli olan Fransız ateşemiliteri General de Courcy dahi, "Ruslar tek bir kaleyi bile ele geçiremeyecekler ve hepsi ölecekler" minvalinde açıklamalarda bulunmaktaydı.

Dönemin en güçlü kalelerinden biri olan Kars Kalesi’nin Rus işgaline uğramasının pek çok sebebi vardır. Bu sebeplerden bir kısmı savaşın kendine özgü (sui genesis) şartları kapsamında olmakla birlikte bir kısmı da Osmanlı Devleti’nin askeri modernleşme sürecinde yaşadığı ikilemlerden kaynaklanmaktaydı. Bu tarz müstahkem mevki savaşlarında başarı için kalenin hem mimari teknik açısından sağlamlaştırılması hem de içerisinde bulunan halk-ordu kitlesi için yeterli iaşe, teçhizat ve mühimmatın depolanması gerekmektedir.

Kars Kalesi Rus birliklerinin kuşatması altında. Eylül-Kasım 1877. A.Baldinger`in resmi üzere K.Krıjanovski`nin 1877.ci yıla ait gravürü

Yeterli iaşe, teçhizat ve mühimmatın sevkiyatı için önemli unsurlardan biri olan lojistik sistemler, cephenin genişliği de göz önüne alındığında önemli bir problemdi. Merkez üssü Erzurum olan Kafkas Cephesi, İstanbul-Trabzon arası denizyolu ve Trabzon-Erzurum arası kara yolu ile beslenmekteydi. İkmalin hayvanlar aracılığıyla yapılması hem ikmal hızını azaltmakta hem takviyenin ulaşmasını geciktirmekte hem de hayvan eksikliği sebebiyle bu sistem dahi sekteye uğramaktaydı. Bu durumu göz önüne alan Kafkas Cephesi kumandanı Gazi Ahmed Muhtar Paşa, erzak depolanması için önlem alarak civardan hayvan toplatmak, erzak satışını engellemek gibi önlemler almıştır. Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın Kafkas Cephesi’nde uyguladığı hareketli savaş (mobile warfare) stratejisi de oldukça güçlü lojistik hatlara gereksinim duymaktaydı. Bu stratejinin Kars’ın düşüşüne kadar uygulanabilmesinin en önemli sebebi de savaşın başında iaşe konusunda önlem alınmasıydı. Bu sebeple Kars’ın düşüşünde iaşe eksikliği etkili değildi.

SAVAŞ KAYBETTİREN SEBEP: KAHT-I RİCAL

Kars’ın düşüşünde en önemli sebep, hiç şüphesiz, her çağın ve her devletin problemi olan kaht-ı rical (yetişmiş adam eksiliği) meselesi idi. 1877-1878 Savaşı başladığında gerek İstanbul’a yakınlığı gerekse Rusya’nın bu bölgeye ağırlık vereceği düşüncesinden ötürü devletin yetişmiş askerlerinin pek çoğu Tuna Cephesi’ne yönlendirildi. Gazi Ahmed Muhtar Paşa Erzurum’a geldiğinde mevcut komuta heyetinin yetersizliğinden pek çok kez hatıratında da yakınmaktadır. Bu konuda bir önemli sıkıntı da merkezin cephe hattına sık sık müdahale etmesi idi. Sultan II. Abdülhamid’in İstanbul’a kurduğu iki askeri yapı (Meclis-i Umur-u Harbiye ve Heyet-i Müşavere-i Harbiye), emir-komuta zincirini zedelemişti. Üç organlı bir yapı ile savaşın yürütülmesi çoğu zaman emirlerin yerine ulaşamamasını yahut savaş hattına komutanların arasındaki otorite karmaşasını da beraberinde getirmişti. Ordudaki hiyerarşik yapının bozulması, muharip durumda olan komuta kademesinin stratejik kararlar almasının önüne geçmişti.

"TUNA CEPHESİ ÖNCELİĞİ"

Kars ekseninden bakıldığında, bölgeye ilişkin bir saha etüdü ve haritalandırma ciddi bir problem olmakla birlikte komuta kademesinin harekatı yürütmesini de oldukça kısıtlamaktaydı. Buna karşılık Rus kuvvetlerinin bölgede detaylı keşif yapması, Osmanlı Devleti’nin aksine gerçekçi tespitlerde bulunmalarına sebebiyet vermişti. Anadolu’nun savunulması amacıyla gereken asker mevcudu konusunda da önemli sıkıntılar bulunmaktaydı. 1877-1878 Savaşı boyunca yürürlükte olan “Tuna Cephesi önceliği” Kafkas Cephesi bünyesindeki asker mevcudunun kısıtlı olmasına sebep olmuş ve uzun bir savunma hattında gelişen savaşı olumsuz etkilemiştir. 410 kilometrelik Kafkas muharebe hattı, 48.000 mevcutlu Osmanlı kuvveti tarafından müdafaa edilmeye çalışılmasının yanında hareketli savaş stratejisi sebebiyle, seyyar ordunun kalelerin savunulması için bırakılan mevcuttan ayrılması da zaten sınırlı olan mevcudun bölünmesine sebep olmuştu.

Savaşın sonuna doğru salgın hastalıkların artması, Çerkes-Dağıstan süvari birliklerinin maaş ve iaşe eksikliğinden dolayı firar etmesi, askerlerin maaşlarının ödenmemesinden dolayı savaşmaya meyilli olmamaları Kars Kalesi’nin düşüşünde önemli bir rol oynamıştır. Aynı kapsamda bakıldığında Rus kuvvetlerinin de pek çok dezavantajı mevcuttu. Merkez karargahtan uzaklaştıkça zahirenin temininde yaşanan zorluk, su ve yakacak odun eksikliği, mevsim şartları, topografyanın etkisiyle topların taşınmasındaki zorluk bunlardan sadece birkaçıydı.

Rusya’nın Kars’ı ele geçirmesi, zamanın savaş algıları kapsamında, “arkadan dolmalı silahlarla savunulan müstahkem mevkilerin cebri hücumla ele geçirilemeyeceği” fikrini yıkmıştır. Beklenmeyen bir zamanda gerçekleşen taarruz, halkın ve askerin moralini bozma amacı taşıyan taarruz öncesindeki bombardıman, Rus topçu birliklerinin çaba ve yeteneği, Türk topçu kuvvetlerinin gerekli tedbirleri yerine getirmemesi Kars Kalesi’nin Rus kuvvetleri tarafından işgaline neden olmuştur. Sonuç olarak bakıldığında General Suvarov’un İzmail’i ele geçirmesi sonrasında Rus kuvvetlerinin başarı ile sonuçlandırdıkları ikinci gece hareketi olan Kars’ın zaptı ile Rusya, ilk kurşundan tam 70 sene sonra, kaleye yönelik 4’üncü harekatında başarılı oldu ve Kars, 40 yıl kadar Rus idaresi altında kaldı.



Yazara Ait Diğer Yazılar

DİĞER YAZILAR


Haritalar ile belirlenen sınırların ötesinde

2022 © Tüm hakları saklıdır.