Yazar: Seth J. Frantzman
Çeviri: M. Hulusi cengiz
İsrail, Suriye'deki gelişmelere giderek daha fazla odaklanıyor.
Geçtiğimiz ay boyunca İsrailli yetkililer Şam'daki ve Suriye'nin güneyinde İsrail sınırına yakın bölgelerdeki gelişmeleri yakından takip etti. Şubat ayı sonunda İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İsrail'in “Suriye'nin güneyindeki Kuneytra, Dera ve Süveyda vilayetlerinin yeni rejim güçlerinden tamamen arındırılmasını” talep ettiğini söyledi.
Netanyahu ayrıca İsrail'in “Suriye'nin güneyindeki Dürzi toplumuna [dini bir azınlık] yönelik herhangi bir tehdide müsamaha göstermeyeceğini” belirtti.
İsrail'in politikasını desteklemek üzere İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) yeni Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir 9 Mart'ta Golan Tepelerini ziyaret etti. Zamir 5 Mart'ta Korgeneral Herzi Halevi'den görevi devraldı. Zamir'i birçok karmaşık görev beklemektedir. Görevi, 1.200 İsraillinin ölümüne ve 240 kişinin rehin alınmasına yol açan 7 Ekim 2023 saldırısından sonra IDF'ye olan inancı yeniden tesis etmek.
Ancak ordunun başına geçtikten birkaç gün sonra yaptığı ziyaret İsrail'in kuzey sınırına ne kadar odaklandığını gösteriyor.
Zamir, Suriye ile Golan sınırından sorumlu IDF tümeninin başkanıyla bir araya geldi. Zamir ayrıca IDF'nin Suriye ile “ayrılık bölgesi” olarak adlandırdığı bölgedeki IDF mevzilerini de ziyaret etti. Bu, 1974'ten beri var olan ateşkes hattıdır. Ancak İsrail geçen aralık ayında Esad rejiminin düşmesinden bu yana bu hat boyunca bir tampon bölge oluşturdu.
IDF tampon bölgede ve güney Suriye, kuzey İsrail ve Lübnan'ı gören Hermon Dağı'nın tepesinde yeni mevziler kurdu. IDF birlikleri 8 Aralık'ta dağın Suriye tarafını ele geçirdi.
İlk hamleler başlangıçta sessizdi ve eski Suriye rejiminin hava alanları ve helikopterler gibi askeri donanımına yönelik saldırıları içeriyordu. Şubat sonu ve mart başında tonda önemli bir değişiklik oldu. İsrail Dışişleri Bakanlığı 9 Mart'ta sosyal medyada Suriye'nin yeni Cumhurbaşkanı Ahmed Şaraa'nın fotoğrafının yer aldığı bir paylaşımda bulundu.
“Takım elbiseli cihatçılar hala cihatçıdır. Suriye'deki katliam bunun kanıtıdır” denildi.
Bakanlığın açıklaması Suriye'nin Lazkiye kentinde çok sayıda sivilin öldürüldüğü çatışmaların ardından geldi. Çatışmalar başlangıçta Esad'a sadık militanların Suriye güvenlik güçlerine yönelik saldırılarını ve ardından yeni Suriye hükümetine bağlı silahlı grupların misillemesini içeriyordu. Bu gruplar saldırılarını arttırarak yüzlerce sivili öldürdü. Lazkiye, eski rejimin destek tabanını oluşturan Suriyeli Alevi azınlığın büyük bir kısmına ev sahipliği yapıyor.
Dolayısıyla Lazkiye'deki cinayetlerin siyasi ve dini tonları var. İsrailli yetkililer katliamı kınadı ve Şam'ı aynı şeyi Suriye'deki Kürtlere ya da Dürzilere karşı yapmaması konusunda uyardı.
İsrail Diaspora ve Antisemitizmle Mücadele Bakanı Amichai Chikli, “İsrail'in sınırına yakın bölgelerdeki Dürzi azınlığı korumak için harekete geçeceğini ve başta Kürtler olmak üzere Suriye'deki tüm azınlık nüfusunu Hay'at Tahrir al-Sham'ın cihatçı soykırımından korumak için çaba sarf edilmesi gerektiğini” yazdı.
İsrail şimdi de Suriye Devlet Başkanı Şaraa ve Heyet Tahrir el Şam'ı (HTŞ) hedef alıyor.
HTŞ, Esad rejimi güçlerini yenilgiye uğrattıktan sonra Şam'da iktidara gelen gruptur. HTŞ kendi kontrolünü sağlamlaştırmak ve diğer eski Suriyeli isyancı grupları birleştirerek bir geçiş hükümeti kurmak için çalışıyor. Şaraa ve dışişleri bakanı Avrupalı elçilerle görüşmeler yaptı. Görüşmeler için Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün'e gitti. Geniş lejyon ve Batı, Şaraa ile temkinli bir şekilde ilişki kurdu.
İsrail'in Şam'ı kınaması ve Suriye'nin güneyinde askerden arındırma kararı alması Şara'ya karşı potansiyel bir meydan okumadır ve aynı zamanda İsrail'in daha agresif olmaya istekli olduğunu göstermektedir. İsrail yıllar boyunca Suriye'de çoğu gizli olmak üzere askeri faaliyetlerde bulundu.
Suriye İç Savaşı sırasında IDF sık sık İran'ın ülkedeki silah kaçakçılığına yönelik saldırılar düzenledi. Bu saldırılar İran'ın 2015'ten sonra Suriye'de daha önemli bir rol oynamaya başlamasıyla yıllar içinde arttı. İsrailliler bu operasyonları “Savaşlar Arası Sefer” olarak adlandırdı.
Esad rejimi düştüğünde bu İsrail için iyi bir haber gibi göründü.
Rejim İran'ın Hizbullah'ı desteklemesini kolaylaştırmıştı. Esad sadece İran'a yakın olmakla kalmıyor, aynı zamanda 7 Ekim katliamında rol oynayan Filistin İslami Cihad gibi Filistinli askeri gruplara da ev sahipliği yapıyordu. Ancak Şam'daki yeni yetkililerle bir balayı yaşanmadı. Bunun yerine IDF Suriye'nin güneyinde Suriye rejiminin eski üslerini hedef alan saldırılar düzenledi.
Şimdilik Suriye hükümetinin güney Suriye'yi “askerden arındırma” taleplerine Şam tarafından karşı çıkılmayabilir. Şaraa'nın güvenlik güçleri küçük silahları olan adamlardan ve askeri kullanım için yeniden tasarlanmış kamyonet gibi sivil araçlardan oluşuyor.
Kısacası bir ordusu yok.
Lazkiye'deki felaket, kendi güçleri üzerinde nasıl kontrol sahibi olmadığını gösteriyor. Yeni hükümeti destekleyenlerin bir kısmı Suriye'nin güneyindeki eski Suriyeli muhalifler. Bu gruplardan bazıları iç savaş sırasında İsrail ve Ürdün'den zımni destek aldı. Dolayısıyla İsrail'in yeni politikaları konusunda şimdilik esnek davranmaları muhtemel.
İsrail Dürzileri desteklemek için daha fazlasını yapacak mı?
Dürziler İsrail'in yardımını isteyecek mi yoksa Şam'la uzlaşma yoluna mı gidecek? Golan sınırından yaklaşık otuz mil uzaklıktaki Süveyda'daki Dürzi bölgelerinin ötesinde, diğer bölgeler de güney Suriye'de önemli bir rol oynuyor. ABD ordusu Ürdün-Irak sınırı yakınlarındaki Tanf'ta bir garnizon bulunduruyor. Buradaki garnizon, IŞİD'le savaşmak üzere eğitilmiş küçük bir eski Suriyeli isyancı birliği olan Özgür Suriye Ordusu'nu destekliyor.
Daha doğuda, Fırat Nehri üzerindeki ABD güçleri Suriye Demokratik Güçleri ile birlikte çalışıyor. SDG, İsrailli yetkililerin de destekleyeceklerini söyledikleri Kürtlerden oluşuyor. İsrail'in yeni Suriye hükümetini kınayan söylemi şu ana kadar sadece bundan ibaret olsa da İsrailîn Suriye'de yeni ve daha kaslı bir politika izlemek istediği açık.
Kaynak: The National Interest
*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Makalede temsil edilen görüşlerin sorumluluğu yazara aittir, söz konusu yazı ve görüşler Hamaset'in editoryal politikasını yansıtmayabilir.