HELALLEŞENLERİN “KULÜP”Ü

System.Web.UI.WebControls.Label / HELALLEŞENLERİN “KULÜP”Ü / HELALLEŞENLERİN “KULÜP”Ü / hamaset.com.tr

21 Kasım 2021 Pazar

618 Görüntüleme

SİYASET

HELALLEŞENLERİN “KULÜP”Ü / hamaset.com.tr

Netflix’in yeni dizisi Kulüp, sosyal medyadan Karar, Duvar, Cumhuriyet gibi gazetelere alkış toplayacak birçok destekçi buldu. Afişleri, replikleri bu mecralarda övgüyle ağızdan ağıza dolaştı. Ancak bazı kesimlerin alkışlamak için adeta birbiri ile yarıştığı dizi, yaldızlı bir hediye paketinin arkasında saklanan koskocaman bir hayal kırıklığını anımsatıyor. Dizinin nostaljik havası, şarkıları, mekanları, kostümleri ve hüznün o tozlu rafları izleyiciye sunulan yaldızlı paketti. Ancak bana kalırsa manidar olan konu tercihi…

Ulaşılabilirlik ve izlenebilirlik bağlamında baktığımızda Hollywood’un yeni nesil versiyonunu oluşturmaya çalışan Netflix’in dizi/film politikasının temelinde ötekini yaratma arzusu mevcut. Ancak toplumları dizayn etmek amacıyla “öteki” yaratma arzusu biraz eski moda kaldı. Yeni nesil sinemada manipülasyon aracı olarak daha elverişli bir konu var: Azınlıklar.

ZİNCİRLEME ALGI TAMLAMASI

Sinema endüstrisi, haber ajansları, bireysel girişimcilikler ile birlikte dozunun kimseye sezdirilmeden aşama aşama artırıldığı azınlık problemleri, sadece Türkiye’de değil, dünyada da kendine sızacak kanallar bulmuş görünüyor. Nerede bir azınlık var? Hadi sivriltelim. DW gibi bir takım haber siteleri, Türkiye’de aslında oldukça minimal ve kendini bu ülkeye ait hisseden grupların (Örneğin Afro-Türklerin, Lazların, Çerkeslerin, Ezidilerin vs.) kendilerini başkalaşmış bir konumda hissettiklerine ve azınlık haklarına ihtiyaç duyduklarına bizi ikna etmeye çalışıyor. Kendini azınlık hissetmeyenlerin bile azınlık psikolojisine sokulduğu bir dünyada Netflix, Türkiye’de çektiği yeni dizisinin konusu ve zamanlaması kapsamında tartışmalara neden oldu.

Dizi, 1943 senesinde işlediği cinayetten dolayı hapse giren Seferad Yahudisi Matilda’nın hapisten çıktıktan sonra Yahudi yetimhanesine bıraktığı kızı ile ilişkileri temelinde ilerliyor. Tabi dizinin temelinde yatan, detaylandırılarak konuşulması gereken ne renkli kostümler ne de İstiklal’in bize verdiği o nostaljik yuva hissi. Dizinin konusunun temel direğini oluşturan mesele, Matilda’nın hapse girmesinin sebebinde yatıyor. Matilda, Varlık Vergisi’nden doğan borçlarını ödemeyen babasını ve erkek kardeşini ihbar eden Türk sevgilisini öldürdüğü için hapse giriyor. İşte, zincirleme algı tamlaması da tam bu noktadan doğuyor.

TİPİK BİR NETFLİX PROJESİ

Konusunun işlenişi açısından bakıldığına Kulüp, tipik bir Netflix dizisinden bir adım öteye gidemiyor. Dikkat çekici prodüksiyon ve oyuncu kadrosunun yeteneklerine rağmen dizinin konusu Batı-dışı unsuru kötülemek, aşağı ve tartışmalı pozisyona sokmak, ahlaki değerlerini eksik göstermek temeline oturtulmuş. Batı dışı unsurların yani Türkler, Müslümanlar ya da Doğuluların kaba, ırkçı, cinsiyetçi, her türlü ahlaki bozulmanın yansıması olarak gösterildiği bu tip dizilerde, karşıt unsur olarak Batılı/Gayrimüslim karakterler ise cesur, güzel/yakışıklı, çalışkan olarak konumlandırılıyor. Dizide Türk karakterlerden Fıstık İsmet’in çapkınlığı, Çelebi’nin kötücül karakteri, Ali Şeker’in çakallıklarına karşılık Matilda’nın sabırlı ve güçlü duruşu, Raşel’in aşkı, Mordo’nun merhameti dikkat çekiyor. Karakter oluşturulması yönünde dikkat çeken iki kişi daha var İstanbul Kulüp’ün sahibi Orhan Şahin ve kulübün assolisti Selim Songür. Orhan Şahin ilk bakışta bize dizide yenilikleri destekleyen açık görüşlü bir Türk karakter var, herhalde eleştirilerimiz yersiz hissini verse de dizinin ilerleyen safhalarında Orhan’ın Rum olduğunun ortaya çıkması eleştirilerimizin aslında tam da yerini bulduğunu kanıtlıyor. Türkiye’deki ayrımcılıktan dolayı annesinin ciddi baskıları sonucunda Rum olduğunu ve adının Niko olduğunu saklamak zorunda bırakılan Orhan Şahin, yakasında ay-yıldız rozeti olan bir adam tarafından kulübündeki gayrimüslimleri işten çıkarması halinde kendisine yılın iş adamı ödülü verileceği söylendiğinde sadece ufak bir tereddüt yaşıyor. Zamanında Rum olması dolayısıyla yaşadığı korku, ona her kötülüğü yaptıracak boyutta. Diğer karakterimiz, Kulüp’ün assolisti Selim Songür, ailesi tarafından yüz karası olarak damga yemiş, LGBT+’a göz kırpan bir karakter. Aslında baktığınızda her şey Netflix kurallarına uygun görünüyor, devam edelim.

Utku Reyhan’ın Aydınlık için yazdığı 17 Kasım tarihli yazısı dizideki zaman oyununa da dikkat çekiyor. 1943 yılında işlediği cinayetten dolayı hapse giren Matilda, 17 sene hapiste kalıyor ve 1960 genel affı ile hapisten çıkıyor. Ancak dizi 1950 tarihi üzerinde durmakta ısrarını sürdürüyor. Hapse girerken doğan kızı 17 yaşında olması da bize Matilda’nın 1960’ta hapisten çıktığını doğruluyor. Filmin detaylarında Çıplak Ayaklı Kontes filminin afişleri olması, 1955 senesi temelinde bir alt metin hazırlandığını da ispat ediyor. Anlaşılan o ki, ilk sezonunda Varlık Vergisi’ni gündeme getiren Kulüp, 6-7 Eylül 1955 olaylarını temel alacak olan ikinci sezonunda da “Türk faşizmi” için argümanlarını toplamış durumda.

MANİDAR ZAMANLAMA

Propaganda temeli Türkiye’deki gayrimüslim azınlıkların yaşadığı mağduriyetler üzerine olan Kulüp, 11 Kasım 1942’de ilan edilen Varlık Vergisi’nin yıldönümünden bir hafta önce yayına girdi. Ne tesadüftür ki, HDP’li Garo Paylan aynı hafta Varlık Vergisi’nin 79. yılında araştırılması için TBMM’ye soru önergesi verdi. Yine aynı tarihlerde, 13 Kasım’da, Türkiye’de hak kavramı ile ilgili yeni bir tartışma yapılıyordu. Haklar helal edilmeli miydi?

Bembeyaz Türkiye isteklilerinin aslında esas isteğinin Beyaz Türkiye olduğu muhakkak ancak Türk siyaset hayatına helalleşme kavramı girdiğinde tartışılacak konular da çeşitli oluyor. Helalleşme mi hesaplaşma mı tartışılır fakat CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme manifestosunda birkaç dikkat çekici detaya da değinmek gerek. Kılıçdaroğlu helalleşme listesini şöyle sıralıyor; 28 Şubat mağdurları, ‘başı kapalı’ kızlar, Roboski, Sivas-Kahramanmaraş mağdurları, Diyarbakır hapishanesi mağdurları, “varlık vergileri altında inim inim inleyen azınlıklar”, 6-7 Eylül olayları mağdurları, mahkemelerde süründürülen “askerler”, Londra’ya göç etmiş “parlak gençler”, Soma, Mısra Öz, Ahmet Kaya.

SENARİST FETÖ'NÜN PROPOGANDA FİLMLERİNDEN TANIDIK BİR İSİM

Oluşturulmaya çalışılan azınlık mağduriyetleri algısı, bir Netflix dizisi olan Kulüp ile başladı, HDP’den bir ses ile devam etti ve sonunda helalleşme iddiasıyla ortaya çıkan bir ana muhalefet söylemi ile de sonlandı. Ya da sonlandı mı? İşte bu bilinmez ancak, Kulüp’ün senaristinin FETÖ’nün propaganda çalışmalarından biri olan Selam filminin senaristi olması, Kılıçdaroğlu’nun ve partisinin KHK mağdurları ve FETÖ tutuklusu askeri öğrencilerle de helalleşme arzusu bağlamında bakıldığında oldukça manidar görünüyor.

Ajansın kurduğu network oldukça dikkat çekici. Ancak sanıyorum ki işlerinde iyi olmadıkları bir yön de var. İzlerini pek de gizlemiyorlar. Yine de helalleşme sorusuna verilecek cevabı okurlarımıza bırakıyorum. Terör örgütleri ile örtülü ya da aşikar işbirliği içerisinde olanlar, ikna odalarında psikolojik şiddete maruz bırakmamışlar gibi hala başörtüsü meselesini konu edenler, Türkiye’de olmayan azınlıklar yaratıp bunları putlaştıranlar, milli menfaatler aleyhinde davrananlar, “Burada ne işimiz var?” sorusunu daima soranlar, “istemezük”ten başka bir şey bilmeyenler,  Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı her hamleden rahatsız olanlar, yüreği ve aklı bu coğrafyaya ait olmayanlar sizden helallik istiyor.

Hakkını helal edenler? Etmeyenler? Helal edilmemiştir.



Yazara Ait Diğer Yazılar

DİĞER YAZILAR


Haritalar ile belirlenen sınırların ötesinde

2022 © Tüm hakları saklıdır.