FRANSA İLE CEZAYİR YÜKSELEN TANSİYONUN ARKASINDA NE VAR?

System.Web.UI.WebControls.Label / FRANSA İLE CEZAYİR YÜKSELEN TANSİYONUN ARKASINDA NE VAR? / FRANSA İLE CEZAYİR YÜKSELEN TANSİYONUN ARKASINDA NE VAR? / hamaset.com.tr

1 Mart 2025 Cumartesi

Çeviren:Haber Merkezi |

Fransa Başbakanı François Bayrou, yaptığı açıklamada, Paris'in Cezayirlilerin Fransa'ya yerleşmesini tarihsel olarak kolaylaştıran 1968 göç anlaşmasını yeniden gözden geçireceğini duyurdu. Bu karar, Cezayir'i Fransız halkını “aşağılamaya” çalışmakla suçlayan göçmen karşıtı İçişleri Bakanı Bruno Retailleau'nun aylardır yürüttüğü kampanyanın ardından geldi.

FRANSA İLE CEZAYİR YÜKSELEN TANSİYONUN ARKASINDA NE VAR? / hamaset.com.tr

Yazar: Paul MILLAR

Çeviri: M. Hulusi Cengiz

Görünüşe göre diplomasi dönemi sona eriyor.

Fransa Başbakanı François Bayrou, yaptığı açıklamada hükümetinin, Cezayir'in 1962 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasından bu yana Paris ve Cezayir arasında imzalanan tüm göç anlaşmalarını yeniden incelemek için altı hafta harcayacağını duyurdu. Önümüzdeki haftalarda Fransız hükümetinin, Fransa'da yaşayan ve Paris'in ülkelerine geri göndermeye kararlı olduğu Cezayir vatandaşlarının bir listesini Cezayir’e sunacağını da ekledi.

İki ülke arasındaki ilişkilerde aylardır süren gerilim, geçtiğimiz hafta şizofreni hastası olduğu düşünülen kayıtsız bir Cezayir vatandaşının, Fransa'nın Almanya sınırı yakınlarındaki Mulhouse kasabasında bir kişiyi öldürmesi ve altı kişiyi bıçaklayarak yaralamasıyla keskin bir şekilde tırmandı.

Sağcı Les Républicains partisinin üyesi olan İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, adamın OQTF (“Fransız topraklarını terk etme yükümlülüğü”) sınır dışı emri altında olduğunu ancak Cezayir hükümetinin onu geri almayı defalarca reddettiğini söyledi.

Retailleau, haftalardır Cezayir hükümetini Fransa’yı “küçük düşürmeye” çalışmakla suçluyor. Cezayir'in, Fransa’da yaşayan belgesiz Cezayir vatandaşlarının sınır dışı edilmesine izin vermek için Paris ile birlikte çalışmayı reddettiği iddiası, büyüyen şikâyet listesinin temel bir parçası oldu.

Yüksek profilli bir olayda, 36 yıldır Fransa’da yasal olarak yaşayan ve “Doualemn” olarak bilinen 59 yaşındaki temizlikçi ve sosyal influencer Boualem Naman, Cezayir hükümetine karşı çıkan bir aktiviste şiddet teşvikinde bulunduğu iddiasıyla tutuklandı ve Cezayir’e sınır dışı edildi.

Ancak uçağı Cezayir’e indiği gün Fransa’ya geri gönderildi. Cezayir hükümeti, onun uzun süredir evi olarak gördüğü ülkede adil yargılanma hakkını hak ettiğini savundu. OQTF emri daha sonra yerel bir idare mahkemesi tarafından kaldırıldı. Retailleau ise bu karara itiraz edeceğini açıkladı.

Yangına körükle gitmek

Geçtiğimiz yıl Fransız vatandaşlığına kabul edilen Cezayir doğumlu yazar Boualem Sansal’ın, Kasım ayında Cezayir makamları tarafından tutuklanması da tansiyonu yükselten olaylardan biri oldu. Modern frankofon edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Sansal, hem otoriterliğe hem de İslamcılığa karşı güçlü duruşuyla tanınıyor.

Bir Fransız aşırı sağcı gazetesine verdiği röportajda, Cezayir’in batısının haklı olarak komşu Fas’a ait olduğunu söylemesi üzerine, “ulusal toprak bütünlüğünü baltalamak” suçlamasıyla terörizmle bağlantılı olduğu iddiasıyla yargılandı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen yıl Fas’a yaptığı bir ziyaret sırasında, tartışmalı Batı Sahra üzerinde Rabat’ın egemenliğini onaylayarak onlarca yıllık Fransız hükümet politikasını tersine çevirdiğinde, diplomatik kriz patlak verdi.

Cezayir, ayrılıkçı Polisario Cephesi’ni destekleyerek uzun süredir Batı Sahra’nın bağımsızlığını savunuyor. Birleşmiş Milletler ise bölgeyi onlarca yıldır kendi kendini yönetme hakkından mahrum bir bölge olarak tanıyor. Şubat ayı başlarında, Kültür Bakanı Rachida Dati bölgeyi resmen ziyaret eden ilk Fransız yetkili oldu.

Katar’ın başkenti Doha’da bulunan Ortadoğu Küresel İlişkiler Konseyi’nde kıdemli araştırmacı olan Yahia Zoubir, iki ülke arasında giderek kötüleşen krizden bir çıkış yolu görmenin zor olduğunu belirtti.

"Bu, hatırladığım en kötü kriz ve belli bir yaştayım."

Siyasi satranç tahtası

Paris Sorbonne-CNRS’nin SIRICE araştırma merkezinde Kuzey Afrika’nın Mağrip bölgesi üzerine uzmanlaşan siyaset bilimci Khadija Mohsen-Finan, iki ülke arasındaki kötüleşen ilişkinin, Fransa’nın kendi iç siyasi krizinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Haziran 2024’te düzenlediği erken genel seçimlerde hiçbir parti parlamentoda çoğunluğu elde edemedi. Bunun ardından oluşan koalisyonlar, Macron’un yandaşlarını giderek artan göçmen karşıtı Les Républicains ile iş birliği yapmaya zorladı.

Mohsen-Finan, Fransız sağının 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerini göz önünde bulundurarak, Cezayir ile gerginlik üzerinden siyasi kazanç sağlamaya çalıştığını ifade etti.

Cezayir ise sınır dışı etme konusunda ayak direyen tek ülke değil. Fransa'daki Yabancı Uyruklular Genel Müdürlüğü, 2024 yılında Fransa'nın Cezayir'e sunduğu 5.000 sınır dışı talebinin yalnızca %42'sinin kabul edildiğini, diğer ülkelerin ise ortalama %60’ını onayladığını açıkladı.

 

Hafıza sorunu

Cezayir ve Fransa hâlâ önemli ekonomik bağlara sahip olsa da Avrupa’nın, Cezayir’in bol doğal gaz kaynaklarına olan talebi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana daha da acil hale geldi. Ancak iki ülke, Cezayir’in yıllar süren acımasız savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasından bu yana gergin bir ilişki içinde. Zoubir, sömürge yönetiminin tarihinin Cezayir’in kolektif hafızasında hâlâ ağırlığını koruduğunu söyledi.

“Yeniden ortaya çıkan şey gerçekten de hafıza sorunudur” dedi. “Bu bağlamda, Fransa’nın Cezayir’in bağımsızlığını hiçbir zaman kabul etmediğine dair bir inanç da var. Şimdi size Cezayir’in yorumunu veriyorum. Bu hem devleti hem de toplumu bir araya getiren bir şey. Fransa’nın bizim artık egemen bir ulus olduğumuzu asla kabul etmediğine inanılıyor. Macron’un, Cezayir’in Fransızlar tarafından sömürgeleştirilmeden önce bir ulus olmadığını, sömürgeleştirmenin iyi bir şey olduğunu vs. söylediği açıklamaları, bu algıyı pekiştiriyor ve yaraya tuz biber ekiyor.”

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Fransız medyası, bir kez daha Cezayir’deki Fransız yönetiminin niteliğine ilişkin tartışmalara ev sahipliği yapmaya başladı. Ocak ayında Fransız televizyon kanalı LCI’ye konuşan aşırı sağın önde gelen isimlerinden Marine Le Pen, Fransız sömürgeciliğinin Cezayirliler için bir “dram” olmadığında ısrar etti.

O zamanlar Ulusal Cephe olarak bilinen Fransa’nın aşırı sağ partisinin kurucusu olan merhum babası da Cezayir’de paraşütçü olarak görev yapmış ve savaş sırasında defalarca işkence eylemlerine karışmakla suçlanmıştı.

Fransa’da herkes, Fransız Cezayiri günlerine bu kadar açık bir nostaljiyle bakmıyor.

 Ulusal medya izleme kuruluşu ARCOM, bu hafta bir yerel radyo istasyonu hakkında soruşturma başlattı. Gazeteci Jean-Michel Aphatie, Cezayir’de Fransız birlikleri tarafından sivillerin toplu olarak öldürülmesini, Fransa’nın yabancı bir güç tarafından işgali sırasında Nazi birlikleri tarafından gerçekleştirilen katliamlarla karşılaştırmıştı.

Mohsen-Finan, iki ülkenin bu acı dolu tarihe ilişkin algılarının hâlâ çok uzak olduğunu söyledi.

“Fransa’da Cezayir Savaşı, sömürgeleştirme, Fransız yerleşimi ve benzeri konular hakkında konuşmayı bıraktık” dedi. “Tarihçi Benjamin Stora’nın da dediği gibi, bu konuda bir boşluk, bir tarih yokluğu var. Fransızlar, Cezayirlilerin bu konuyu çok fazla gündeme getirdiğini düşünüyor ve siyasi, entelektüel medya alanının savaş ve sömürgeleştirme tarihine doyduğuna inanıyor. Öte yandan Cezayirliler, Fransızların 132 yıllık savaş ve sömürge dönemini unuttuğunu düşünüyor. Bu ise onlar için çok acı verici bir savaştı.”

Zoubir, bu kızgınlık duygusunun, Fransız hükümetinin Cezayirli yetkililere karşı artan güç gösterileriyle daha da derinleştiğini söyledi.

“Ne zaman Cezayir’in egemenliği söz konusu olsa ya da en azından sorgulansa, durum kötüleşiyor. Özellikle de Boualem Sansal olayında,” dedi. “[Cezayir’deki] yorum şu şekilde: ‘Ne yani, bizim bir adalet sistemimiz yok mu? Siz Fransa’da istediğinizi yapabiliyorsunuz, yargılayabiliyor ya da yargılayamıyorsunuz. Peki neden bizim kendi kanunlarımız olmasın?’ Yani konu oldukça derinlere iniyor.”

Mohsen-Finan, sonuç olarak iki hükümet arasındaki kopma tehdidinin, Fransa’da yaşayan ve her iki ülkeyle de bağları olan milyonlarca insan için hayatı daha da zorlaştıracağını söyledi.

“Fransa’da belgesiz yaşayan Cezayirlilerin kriminalize edildiği açık” dedi. “Ancak Fransa’da çok sayıda Cezayirli var. Aralarında belgesiz olanlar da bulunuyor, burada yasal olarak yaşayanlar da. Üstelik büyük çoğunluk yasal olarak burada yaşıyor. Dolayısıyla bu, bir ülkeyi aforoz etmenin ve bir düşman yaratmanın bir yolu.”

Kaynak: France 24

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Makalede temsil edilen görüşlerin sorumluluğu yazara aittir, söz konusu yazı ve görüşler Hamaset'in editoryal politikasını yansıtmayabilir.



DİĞER YAZILAR


Haritalar ile belirlenen sınırların ötesinde

2022 © Tüm hakları saklıdır.